Obezite bir seçim değildir.

Hazır gıda, egzersiz eksikliği, uyku eksikliği, stres ve kilo verdiren ilaçlar obezite üzerindeki modern etkilerdir. 

Yağ hücrelerinin aşırı birikimi hormanal bir  dengesizliğe ve dengesiz beyin sinyallerinin oluşmasına sebep olur ve bu durum kilo düzenleme sisteminin anormal çalışması ile sonuçlanır. Hormanal sinyaller ve beyin sinyalleri sistemler arasında “haberciler” gibi davranırken, beyin kompleks kilo verme sisteminde “şef” gibi davranır. Hepsi kilo koruma orkestrasının konserinde çalışırlar. Her zaman kendini koruma modunda olan vücut diyet ve ardından yaşanan kilo kaybını bir tehdit olarak algılar. Farklı sistemler vucudun savunma mekanizması olarak kilo alma işlevi gören bir dizi sinyali tetikler. Bu sinyal akışı açlık ve yemek yeme isteğini arttırıp tokluk hissini azalttığı için kilo almanıza sebep olur. İnsanlık tarihi boyunca fazla kilo problemi nadir görülürdü ve kilo almak zordu bu nedenle açlığa karşı sayısız doğal savunmaya sahip olduk.

Aşırı yemek yemeye karşı bir savunmamız yok çünkü daha önce hiç ihtiyaç duymadık.

Diyet ve egzersizler obeziteli insanlara sağlıklı kilosunu uzun süre sürdürmek için yardım etme konusunda nadiren etkilidirler. Diyete girdiğinizde, vücudunuz  aç olduğunu düşünür ve hayatta kalma içgüdünüzü tetikler.

Bariatrik ameliyat geçiren hastalar karşılaştırıldığında diyet yapan ve yaşam tarzını değiştirenlerin sadece %1’i 20 yıllık süre zarfında kilo kaybını sürdürür.

Obezite döngüsünü başarılı bir şekilde kırmada  cerrahi tedavi yöntemlerinin başarısı tartışmasızdır.